Pazartesi, Mart 05, 2007

Sağlıklı Beslenme



Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız. Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır. Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır. Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.

Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir.Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.

Etiketler:

Perşembe, Mart 01, 2007

Sigara ile ilgili gerçekler

Tablo Vincent van Gogh


Saatte 200-250 km hızla ve 100 derecenin üzerinde sıcaklıkla dumanı ağız içine çarpan sigara, içerdiği 4000 den fazla zararlı madde ile insan sağlığında ciddi bozulmalara yol açar.


- Boya sökücü aseton, akü yapımında kullanılan kadmiyum, roket yakıtı metanol, çakmak gazı bütan, temizlik maddesi amonyak, fare zehiri arsenik, öldürücü zehir hidrojen siyanür, naftalin bu 4000 maddeden sadece birkaç tanesidir. Nikotin ise sigarada bulunan bağımlılıktan sorumlu ana maddedir.



detaylar burada

Etiketler:

Cuma, Şubat 23, 2007

Sigaraya Başlamanın Özendirici Dikenli Yolları



Ik zat in de eerste van de Havo. Al mijn vrienden rookten, maar ik niet. Ik had het wel geprobeerd, maar ik vond het hartstikke vies. Toen zeiden ze dat ik een mietje was en ze gaven me steeds sigaretten. Om er bij te horen heb ik toch een paar keer meegerookt en zo werd ik verslaafd aan roken. Eigenlijk ben ik nu kwaad op mijn vrienden van toen en ook op mezelf omdat ik zo stom was om mee te doen. Ik heb al een paar keer geprobeerd om te stoppen, maar het lukt me gewoon niet.
Als jij slim bent, maak je niet dezelfde stomme fout als ik!


Bas Verhagen


(HAVO birinci sınıftaydım. Bütün arkadaşlarım sigara içiyordu ama ben içmiyordum. Denemiştim tabii ama çok pis bulmuştum. O zaman bana sütçocuğu dediler ve sürekli sigara verdiler. Ben de "ait olma" amacıyla bir kaç kez içtim ve böylece sigara müptelası oldum. Aslında şu anda arkadaşlarıma ve kendime çok kızgınım, onlara eşlik edecek kadar aptal olduğumdan. Bir kaç kez bırakmayı denedim ama başaramadım.
Sen akıllıysan, benim yaptığım hatayı yapma!

Bas Verhagen)

Yukarıdakini okuyunca kendimi gördüm otuzaltıyıl öncesinde.

Etiketler:

Perşembe, Şubat 22, 2007

Konumuz Sigara




Beyin tümörlerinin %99’u, Beyin kanamalarının %85’i, Akciğer kanserlerinin %90’ı, Gırtlak kanserlerinin %99’u sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerde kırmızı küreciklerin oksijen taşıma kapasitesi 1/6 ilâ 1/3 oranında azalır. Sigara içenlerin vücuduna %15 ilâ %33 daha az oksijen girmektedir. Bu en önce beyin ve kalbin harabiyeti demektir. Tütün dumanında 4000 adet zararlı madde vardır. Sigara içen kadınlar içmeyen kadınlardan 15 yaş fazla ihtiyarlamaktadır. Sigara içen annelerin çocukları,oksijen azlığı sebebiyle geri zekalı olur. Tiryaki hanımların çocuklarında sakatlık ihtimali %65 gibi ciddi bir çizgidedir. Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır. Erken doğum ve düşüklerin %80’inin sebebi sigaradır. Dünya ülkelerinde çıkan yangınların %70’inden sigara sorumludur. Sigaranın sebep olduğu ölümler, diğer uyuşturucularınkinden 13 kat fazladır. Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranla 10 kat fazladır. 45-50’nin altındaki erkeklerde koroner (kalp)den ölenlerin %80’i sigara kaynaklıdır.


Tütündeki radyoaktif, kurşun ve polonium, radyoaktif parçalar olarak hücreleri mahvetmektedir. Bacak damar tıkanıklıklarının %90’ı sigaradandır. Günde 1 paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kg. is ve katran birikimi olmaktadır.


Etiketler:

Cumartesi, Şubat 17, 2007

Baş Ağrısı-Migren




En sık primer baş ağrısı nedeni olan migren, damarsal kökenli, akut ataklarla giden kronik bir hastalık. Kadınların ortalama yüzde 18’i, erkeklerin yüzde 6’sında görülüyor. Migrenli hastaların yaklaşık yüzde 70’inde ailede migren öyküsü bulunuyor. Migren atakları sırasında hastaların yüzde 80’inde şiddetli baş ağrısı ve buna eşlik eden bazı bulgular görülüyor. Bunların 1/3’ünde bu rahatsızlık hissi günlük işlerine devam etmelerini engelliyor ve yatak istirahati bile gerektirebiliyor. Hastalık, hem günlük yaşam kalitesini düşürmesi hem de iş gücü kaybı ile ciddi ekonomik yük oluşturuyor.


Belirtileri:

Uluslararası Baş ağrısı Birliği bazıları seyrek görülen birçok migren tipi belirlemiş. Auralı (öncül belirtili) migrende baş ağrısı öncesinde ışıklar, zik zaklar, renkler görme şeklinde çoğunlukla görsel belirtiler gelişiyor. Aurasız, yani öncül belirtileri olmayan migrende ataklar aniden ortaya çıkıyor. Migren atağı sırasında genelde sağ veya sol yarım baş ağrısı vardır. Bu ağrı zonklayıcı, orta veya çok şiddetli bir baş ağrısıdır. Ağrıya mide bulantısı, kusma isteği veya kusma, ışık ve sese karşı hassasiyet, bazen ağrı olan tarafta uyuşmalar da eşlik edebiliyor. Ataklar ortalama 4-72 saat sürebiliyor. Ataklar sırasında birçok hasta sessiz ve karanlık bir odada yatma ihtiyacı hissediyor.


Nedenleri neler?

Migren ataklarını tetikleyen bazı durumlar olabiliyor. Bunlar adet dönemi, yumurtlama dönemi, doğum kontrol hapı kullanımı, hormon yerine koyma tedavileri gibi hormon dengesinde değişiklik yapan durumlar, alkol, konserve yiyecekler, aspartam (tatlandırıcılarda bulunur) gibi maddeler, çikolata, eski peynir, öğün kaçırma gibi beslenme ile igili durumlar, stres, üzüntü, depresyon, aşırı fiziksel aktivite ve yorgunluk, aşırı ve parlak ışıklı, floresan aydınlatmanı mekanlar, uykusuzluk, aşırı uyku, damarlarda genişleme yapan bazı ilaçlardır.


Tanı nasıl konuyor?

Migren tanısı konması için bu özeliklerin yanı sıra hastanın gerekli incelemelerinin yapılıp baş ağrılarına neden olabilecek başka bir hastalığın olup olmadığının kanıtlanması gerekiyor.


Nasıl tedavi ediliyor?

Migrenin iki tip tedavisi var. Biri atağı durdurmaya diğeri ise ataklardan korumaya yönelik tedavidir. Atak tedavisi sadece atak sırasında kullanılıyor. Ağrıların şiddeti ile süresine ve hastanın durumuna göre basit ağrı kesiciler ya da özel migren ilaçlarından yararlanılıyor. Şiddetli bulantı-kusmaları ve atak sırasında aşırı huzursuzluğu olan hastalarda bu şikayetlere yönelik tedaviler gerekebiliyor. Ataklardan korumaya yönelik tedavinin birinci basamağı ise atağın sıklık ile şiddetini azaltmak. İkinci olarak da ilk basamak başarılı olduğu takdirde hastanın kullanmakta olduğu ağrı kesici miktarını azaltmak ve onun yaşam kalitesini yükseltmek. Kullanılan ilaçlar çok çeşitli gruplardan oluşuyor. Bunlar epilepsi(sara) ilaçları, depresyon ilaçları, hipertansiyon ilaçları, magnezyumlu bazı ilaçlar olarak gruplandırılabiliyor. Bu ilaçların hangisinin seçileceğine migrenin tipi, atakların sıklığı, ataklar sırasında eşlik eden şikayetlerin özellikleri, hastanın yaşı, başka hastalıklarının olup olmaması gibi durumlara göre ilgili hekim karar veriyor. Kadınların ortalama yüzde 18’i, erkeklerin yüzde 6’sında görülüyor.


Etiketler:

Çarşamba, Şubat 14, 2007

Başağrısı deyip geçmeyin





İSTANBUL - Anadolu Sağlık Merkezi’nden Nöroloji Uzmanı Dr.Sema Demirci başağrısı tipleri hakkında belirtisinden tedavisine faydalı bilgiler verdi.


Baş ağrıları tüm dünyada hekime başvurularda en sık dile getirilen yakınmayı oluşturuyor. Kadınların yüzde 5’i ve erkeklerin yüzde 2.8’i her yıl 180 gün ve üzerinde süreyi baş ağrılarıyla geçiriyor. Baş ağrılarının 300’den fazla farklı tipi var. Birçoğunun kökeni halen tam anlaşılmamış olmakla beraber genellikle iyi huylu özellik sergiliyor. Ancak bazen ciddi ve yaşamı tehdit eden nedenlerle ilişkili olabiliyor. Baş ağrıları hemen tüm dünyada Uluslararası Baş ağrısı Birliğinin(IHS) belirlediği kriterlerle sınıflandırılıyor. Oldukça geniş kapsamlı olan bu sınıflamaya göre; primer ve sekonder olmak üzere ikiye ayrılıyor.


Primer (birincil) baş ağrıları: Baş ağrısını açıklayacak herhangi bir sistemik ve/veya beyin hastalığı olmuyor. Bu grupta migren, gerilim tipi baş ağrıları, küme baş ağrısı gibi baş ağrısı tipleri yer alıyor.


Sekonder (ikincil) baş ağrıları: Bu grupta beyinde ve/veya sistemik olarak bir hastalık bulunuyor ve ağrılar bu hastalıkla ilişkili oluyor. Baş ağrısının hangi grupta olduğunu belirlemek için, geniş bir anamnez, nörolojik muayene, beyin görüntülemesinin yanı sıra , kan ve idrar tahlilleri, EEG (elektroensefalografi), gereken durumlarda lomber ponksiyon(belden su alma) işlemleri yapılması gerekiyor.

Etiketler:

C Vitamini Bildiğimizden Daha Önemli









Dünya sağlık örgütleri, yararları nedeniyle günlük C vitamini oranlarının artırılamasını tartışıyor. C vitamininin, kansere, strese, yaşlanmaya karşı etkilerinin saptanması özellikle kent yaşamındaki önemini artıyor.

Kaynak : BİA Haber Merkezi 21/02/2003

BİA (İstanbul) - Kış aylarının popüler vitamini olan C vitamininin önemi, dünya sağlık örgütlerince bir kez daha tescilleniyor. Özellikle kansere karşı etkisinin keşfedilmesi ve fazla alınmasının yan etkilerinin az olması, C vitamininin önemini arttırıyor. Bir de C vitamini, gribe ve soğuk algınlığına yol açan virüslerin mukozaya yapışmasını ve çoğalmasını önlediği ve vücut direncini artırdığı için özellikle kış aylarında daha da önem kazanıyor.

Strese, yorgunluğa ve sigaranın yarattığı olumsuzluklara karşı etkileri de saptandığından, özellikle kent yaşamındaki önemi artıyor.

C vitamini, yaşlanma sırasındaki dejenerasyondan korunma sağladığı düşünülen antioksidan özelliği nedeniyle de popüler olmaya başladı.

Hem C vitamini içeren sebze ve meyvelerin bolluğu, hem de C vitaminine olan ihtiyaç nedeniyle, C vitamini, adeta kış aylarının vitamini.

Yararları

Aslında C vitamininin soğuk algınlığından koruyucu etkisi kanıtlanamamakla birlikte, soğuk algınlığı geçiren kişilerde hastalık süresini kısalttığı ve semptomların ciddiyetini azalttığı biliniyor. Çünkü C vitamini, vücuda giren virüslerin hareketliliğini azaltıyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.

A, B, E vitaminlerinin, demir ve kalsiyumun vücutta daha iyi kullanılmalarını sağlıyor.

Kılcal damar yapısını kuvvetlendiriyor.

Koroner kalp hastalığı oluşum riskini azaltıyor.

C vitaminin kansere karşı da en etkin maddelerden biri olduğu saptandı.

Yaraların kapanmasını sağlayan enzimlerin oluşumunda etkili.

Gözleri, güneşe ve güçlü ışıklara karşı koruyarak katarakt oluşumunu engelliyor.

Kemiklerde, dişlerde, diş etlerinde, ligamentler ve kan damarlarındaki vücut hücrelerinin büyümesine ve sağlığını korumasına yardımcı oluyor.

Vücudun strese yanıt vermesine yardımcı oluyor.

Vücuttaki bazı hormonların işleyişinde görev yapıyor.

Kolesterol düzeyini dengeliyor.

C vitamininin, bazı hastalıklardan ve yaşlanma sırasındaki dejenerasyondan korunma sağladığı düşünülen antioksidan özelliği var.

Ne kadar?

Ulusal Bilim Akademisi Gıda ve Beslenme Kurulu (Food and Nutrition Board of the National Academy of Science) C vitamini alımıyla ilgili günümüzdeki önerilerini gözden geçiriyor. Ulusal Sağlık Enstitüleri'ndeki (National Institutes of Health) uzmanlar, önerilen C vitamini miktarının günde 60-75 mg'dan 100-200 mg'a artırılması gerektiğini düşünüyor.

Hamilelerin, sporcularun ve sigara içenlerin C vitamini ihtiyacı daha fazla.

C vitamini alındıktan en az iki saat sonra ince bağırsak tarafından emiliyor. Günlük tüketim miktarı 100 mg ile 150 mg arasında olduğunda vücut tarafından yüzde 75'i emilirken alınan miktar 1000 mg çıktığında sadece yüzde 50 kadarı emiliyor. Yani halk deyimiyle fazlasını vücut atıyor.

Doğal yolla alınan C vitamini emilimi saf olarak alınan vitaminden daha fazla.

Yetersizliği

C vitamini yetersizliği enfeksiyonlara karşı direncin azalması, iştah azalması, yaraların iyileşmesinde gecikme, diş eti şişmesi ve kanaması, kansızlık, yorgunluk, eklemlerde şişmelere neden olur. C vitamini eksikliğinin en uç belirtisi kemiklerde kırılmalarla belirlenen skorbüt hastalığıdır.

Ayrıca depresyon, yüksek tansiyon, eklem iltihabı, ülser, damar sorunları, alerji ve safra kesesi taşları bir çok sağlık sorununun C Vitamini ile ilişkili olduğu düşünülüyor.

Vücuttaki C vitamini eksikliği, yorgunluk, kansızlık, ateş, diş ve dişeti rahatsızlıkları, yaraların kapanmasında gecikme ve enfeksiyonlara karşı direncin azalması şeklinde kendisini gösterir.

Nelerde var?

En önemli C vitamini depolarından birisi kuşburnu. Bütün turunçgillerde, maydanoz, asma yaprağı, çilek, domates, karpuz, kırmızı dolmalık biber, brokoli ,karnabahar, havuç, roka, tere, kuru soğan, ıspanak ve lahanada bol miktarda bulunuyor. Yani özellikle kış ayları C vitamini alabileceğimiz zenginliğe sahip.

Nasıl almalı?

Diğer vitaminlerle kıyaslandığında daha dayanıksız olduğu bilinen C vitamini ve bunu içeren gıdalar, bekletilmeden kısa süre içerisinde tüketilmeli.

Bu yüzden pişirme ve saklama yöntemlerine de dikkat etmek şart. Sebzeler çok az suda ve kısa sürede pişirilmeli. C vitamini havanın oksijeniyle birleştiğinde oksidasyona uğradığı için, sebze ve meyveleri bıçakla kestikten hemen sonra tüketilmek gerekiyor. Sebze ve meyveleri sıcak yer yerine buzdolabında saklamak daha uygun. Kurutulmuş sebze ve meyvelerde C vitamini kaybı çok olduğundan C vitamini için tazesini tercih etmeli. Örneğin kayısı C vitamini içerir ama kuru kayısının bu özelliği yoktur.

Çok sayıda meyve ve sebzeden doğal yollarla alabileceğimiz C vitamini, tabletlere tercih edilmeli.

C vitamininden zengin besinleri dengeli biçimde tüketmek, yeterli miktarda C vitamini almanın en iyi yolu.

Fazlalığı

C vitamini vücutta depolanmadığı ve idrarla atıldığı için, fazlası az sorun oluyor. Ciddi yan etkileri pek yok. Çok fazla alındığında bulantı ve ishale neden oluyor. Ayrıca karın ağrısı, idrarda yanma, deride hassasiyet görülebilir.C vitamini yüksek dozda tüketildiğinde B vitaminini azaltıyor, bu nedenle kimi toksik etki yapan vücutlarda böbrek taşı oluşmasına neden oluyor.
.....

Etiketler:

Çarşamba, Ocak 10, 2007

Grip



Yeni ve etkili antiviral tedavilerin geliştirilmesiyle, gribal enfeksiyonun erken tanısı giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bulguların baş göstermesi sonrasında tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bu ilaçlar o kadar etkili olmaktadır. Sonuç olarak maksimum terapötik yarar elde etmek için, zamanında ve doğru tanı önem taşımaktadır.


Tanı
Bilinen yerel bir salgında, baş gösteren bulgulardan hareketle, gribe doğru tanı koymak kolaydır. Karakteristik bulgular

hızla başlayan ateş veya ürperme,
öksürük,
kas ağrıları,
baş ağrısı,
boğaz ağrısı,
burun tıkanıklığı/akıntısı,
yorgunluk/takatsizlik ve kırıklıktır.
Bu bulguların ani başlaması, yüksek ateş ve takatsizlik karakteristiktir. Diğer bulgular tüm vakalarda görülmeyebilir veya hafif olabilir. Genellikle hastalar 1-2 hafta içinde iyileşseler de, halsizlikleri bir kaç hafta sürebilmektedir.

Soğuk algınlığına neden olan diğer solunum yolu virüsleri de, grip (influenza) ile ilişkili olan bulgulara benzer bir tabloya neden olabilirler. Grip virüsünün toplum içinde tespit edildiği durumlarda, gribe ana bulguları sayesinde doğru olarak tanı koyma olasılığı çok yüksektir. Burun akıntısı ve/veya tıkanıklığı, boğaz ağrısı ve hapşırma gibi solunum yolu semptomları soğuk algınlığında daha belirgindir, öte yandan ateş, kuru öksürük ve kas ağrıları gibi gribin karakteristik ve tüm vücudu etkileyen (sistemik) bulgularının hızla baş göstermesi soğuk algınlığı durumlarında çok daha seyrek görülmektedir.


Tanısal testler
Günümüzde, grip (influenza) enfeksiyonu laboratuar testlerinde ya virüs kültürü ile ya da virüs antikorlarında bir artış tespit edilmesi sonucunda teyit edilebilmektedir. Bu test sonuçlarının, hekime ulaşması genelde birkaç gün aldığından, bu koşullarda tanıya yardımcı olmak pratik gözükmemektedir. Hızlı sonuç veren, kullanımı kolay bir tanı testi daha yararlı olacaktır, fakat klinik performansı yeterli böyle bir yöntem henüz mevcut değildir.


Gribin Komplikasyonları
Grip potansiyel olarak ölümcül komplikasyonlara yol açabilir. Tipik komplikasyonlar arasında tüm solunum yolunun (burun, sinüsler, boğaz, orta kulak ve akciğerler) ikincil enfeksiyonları vardır. Özellikle zatürre (pnömoni), sıklıkla gribal enfeksiyonla ilişkilendirilir ve griple bağlantılı ölümlerin en sık görülen nedenidir. Diğer ciddi komplikasyonlar arasında ise bronşit, sinüzit, orta kulak iltihabı (otitis media), astım alevlenmeleri ve kronik obstrüktif (tıkayıcı) akciğer hastalığı yer alır. Üst ve alt solunum yolundaki komplikasyonlara ek olarak kasları (myozit), kalbi (myokardit) ve beyini (ensefalit) etkileyen ciddi komplikasyonlar oluşabilir.

Yalnızca ABD'nde grip komplikasyonları her yıl 300 bin hastanın hastaneye yatmasına, 40 bine varabilen hastanın da ölümüne yol açmaktadır.

Etiketler:

I am a
Petunia

What Flower
Are You?